TUĞLALARIN ANLAM KAZANDIĞI ÜLKENİN ..... BÖLÜM 2

 


TUĞLALARIN 

ANLAM KAZANDIĞI ÜLKENİN .....

BÖLÜM 2


  Stresli bir şekilde gemiye girişimizden sonra, adeta bildiğimiz mahallede, günlük akışın kaldığı yerden hemen adapte olmaya baktık. Günün onca hengamesinden sonra, ilk iş, Britannia restoranda akşam ziyafetine geçmek oldu. Hiç tekrara girmesin, daha önceki yazılarımda sıkça bahsettiğim üzere muhteşem atmosfer, kısa süre içerisinde kızgınlığımızı aldı, geç de olsa tatil moduna hemen girebildik.

 Enfes menü seçeneklerinden tercihler ile Masterchef yarışmasının ünlü şeflerinden Mehmet Şef, bu menüye kaşık atarmıydı, atmazmıydı esprileriyle yemeğimizi nihayetlendirip, Royal Court Theatre'daki gecenin gösterisini izlemek üzere devam ettik. Bu arada, akşam saat 18:00'de geminin kalkacağını belirten terminal görevlilerinin sözlerinin aksine gemi saat 23:00'te kalktı. Gidilecek limanın fazla uzak olmaması ve program gereği 1 tam günü de denizde geçireceği için, bu durumu erken yola çıkmak istemeyeceklerine yorduk. Bir gemi seyahatine çıkmadan önce aklınızda bulundurmanız gereken konulardan biri de, cep telefonlarınızı uçuş konumuna almanız. Denizdeyiz, uçmuyoruz diyenleriniz için, faturalarınız uçar diyerek özetleyeyim. Zira, roaming olmayan kıyıdan uzak bölgelerde uydu internetine geçecek cihazınızdan dolayı veri bedeli ödeyebilirsiniz.

   Ertesi gün, tamamen seyirde geçeceğinden gemi içerisindeki aktiviteleri takip ettik. Bu sefer, önceki seyahatlerimizden farklı olarak, daha önce niyeyse cesaret edemediğimiz, şöyle en fazla 20 kişiye kadar katılımcı aldıkları, gün içi müsabakalara katılma isteği geldi içimizden. İlk gelen yazılır kuralına uygun olarak, özellikle tüm gün seyirde geçen günler için, peşini kovaladığımız aktiviteler oldu. Bu aktiviteler; Dart müsabakası, Golf simülatöründe atış, Açık güverte üzerinde Curling benzeri Shuffleboard müsabakası, Baggo isimli kum torbası atışları gibi çeşitli müsabakalar ile her gün gün içerisinde çeşitli başlıklarda "Quiz Time", toplu soru-cevap aktiviteleri ile misafirleri eğlenceli şekilde meşgul ediyorlar.  

   Seyir halindeyken meteorolojik koşullara göre o, başka hiç bir gemide bulamayacağımız Promenade Deck-Gezinti Güvertesinde yürüyüş yaparak, ya da geminin kıç tarafındaki taraçalarda kuytu ortamın dinginliğinde, geminin dümensuyunu izleyerek, güzel vakit geçirebilir,

Promenade Deck - Gezinti Güvertesi

   Ya da alternatif olarak kapalı alanlardaki pek çok seçenekten birisine yönelebilirsiniz. Barlarda sohbet edebileceğiniz gibi, geminin pruva (baş) sektörüne hakim özenle dekore edilmiş kütüphanesinde sessizliğin tadını çıkarır, ya da bir üst güvertesindeki Commodore Club-CC barda dostlarınızla sohbet eşliğinde seyir manzarasının keyfini yaşarsınız.

  Öğleden sonraki aktivitelerinin yıldızı olan geleneksel çay saati, adeta misafirlerin kaçırmak istemediği ritüellerden. "Queens Room"da, hiç boş masanın kalmadığı bu özel saatte, günün spesiyal tatlı ve tuzlu snack/pasta çeşitlerini geleneksel kıyafetleri içerisindeki garsonların çay servisi eşliğinde tatmak için sabırsızlanabilirsiniz.

 Ziyaret edeceğimiz ilk liman, vize konusundaki yanlış anlaşılma neticesinde hadise haline gelen İrlanda Cumhuriyeti'nin Cobh limanı. 

Cobh - Irlanda

 Oldukça küçük bir sahil kasabası. Meşhur talihsiz transatlantic "Titanic" de son seyrinin son limanı olarak ziyaret ettiği liman olarak akıllarda kalsın. Tarihin bir başka hazin sayfasında, 7 Mayıs 1915'de, Alman U20 denizaltısı (U-Bot) tarafından torpido ile S.S. LUSITANIA transatlantiği, bu kıyı önlerinde batırılmış, 1198 kişi hayatını kaybetmiş. 

S.S. LUSITANIA'da Hayatını Kaybedenler Anısına Anıt

  Bu küçük kasaba kendine özgü yapılaşma şekli ile şirin bir yer.       

Cobh - İrlanda Cumhuriyeti sokakları, Deck of Cards Houses

   Dikkati çeken görülebilecek yerler arasında Titanic Deneyim Müzesi, West View sokağındaki "Deck of Cards Houses" isimli sıraevler, St. Colman Katedrali ve sahil caddesindeki özgün kafe/barlarda şehrin sakin dokusunu içselleştirebilirsiniz. Biraz dışında doğu kesiminde yürüyüş mesafesinde Titanic'te hayatını kaybedenlerin anısına bir park yapılmış, vakti değerlendirmek adına düşünülebilir.

Titanic Parkından Kasabaya doğru Manzara

 Aslında burası Cork şehrine yakın bir liman. Blarney Castle&Gardens şatosuna özel gezi turları ile ziyaret de mümkün. Öpüşme taşı varmış burada. Artık kime lazımsa, meraklısı buyursun. İrlanda'da, İngiltere'dekinden değişik olarak, posta kutularının şekli aynı, ancak rengi yeşil. Biz gitmedik, fakat Spike Adasında eski bir hapishane ve kale de görülmesi tavsiye edilen yerlerden birisidir. Spike adasının yanında ana karaya kısa bir yolla bağlantılı bir başka ada, Haulbowline Adasında İrlanda Donanmasının küçük bir üssü var. 

   Cork şehrinde ise, bir "Tereyağ Müzesi" varmış. Biz pek o kadar da limandan uzaklaşmak istemedik açıkçası. Zaten, İrlanda vize konusu yüzünden keyifsiz başlayan gezimizde, bir de bu ülke sınırları içerisinde başımıza talihsiz bir olay denk gelip de üzerine bunlarla uğraşma ihtimali, bizi güzide gemimize erken döndürdü.

 Meraklısı için daha uzunca bir zaman olsa, İrlanda batı/güneybatısındaki Moher Kayalıkları görülmeye değer yerlerden birisi olarak zihinlerinizde kalabilir. Bizim gidip de dönebileceğimiz bir mesafe değildi.

  İlk Limana ziyaretimizi tamamladıktan sonra, yine bir tam günlük seyir sonrası ikinci liman Liverpool'a gidiyoruz. 

  Liman olmayan, seyir yapılan günlerin akşamında Gala Yemekleri düzenleniyor. 12 günlük seyirde, 3 Gala Yemeği olacak, bunlar; "Black&White", "Red&Gold" ve de normal Gala Yemeği. Her birinde de erkekler için kıyafet genel olarak papyon/kravat ve koyu renk takım elbise şeklinde. Hanımlar için ise şık gece elbisesi, eğer temalı bir gala yemeği olacak ise Siyah-Beyaz tonlarda ya da Kırmızı ya da Altın rengine yakın pırıltılı tonlarda kıyafet/aksesuar ile katılımları, gala yemeği isimleri ile teşvik ediliyor. 

  Diğer akşamlar, Ana Yemek Salonu Brittania'da minimum kriter erkekler için uzun kollu gömlek, kumaş pantolon esasına dayalı Smart Casual kıyafet, hanımlar için ise yine kendileri belirleyeceği, arzularına kalmış benzer stili koruyacak seçenek. Bu kıyafet işleri bana göre değil, diyorsanız ya 7nci güvertedeki Kings Court isimli açık büfe yemek alanında yemek yiyebilirsiniz. Ya da zaten bu gemide olmamalısınız. Size göre değil demek düşer.

   Liverpool'a bir gün öncesinden vardık. Hatta, lokal otoritelerin prosedürlerinden sonra, liman ziyaretine de açıldığından çıkıp gezmek mümkün idi. Ancak biz gün içi aktiviteler ve güzel akşam yemekleri nihayetinde, üzerimize bir ağırlık çökünce, gemi dışına çıkmayı tercih etmedik. Zira, ertesi günü için başka planlarımız vardı.

   İki gün süreyle kalacağımız Liverpool şehri, aynı zamanda Cunard firmasının buharlı gemiler işlettiği dönemde, sanırım 1919'a kadar ana limanı görevini üstlenmiş idi. Daha sonraları Londra'dan erişim kolaylığı nedeniyle Southampton limanı bu rolü üstlendi. Bu nedenle, Cunard firması gemileri ve özellikle Queen Mary 2 gemisi, Liverpool'lüler için daha bir önem arz eder. Bu arada kısa bir açıklamayı zaruri görüyorum. Lütfen kelime kelime tercüme yapmayınız, zira Liverpool, Ciğer Havuzu anlamına gelmemektedir. Yöreye özgü Liver Bird (Liver Kuşu), kente adını vermektedir, simgesidir. Başka açıklamalar da tabi ki mevcut.

Liver Bird - Liverpool Simgesi Kuş

  Bu iki günlük süre içerisinde, gidip görmek istediğimiz yer ilginç gelebilir. Liverpool'a yaklaşık mesafesi tren ile 1,5 saat olan, Galler sınırları içerisinde, UNESCO Kültürel Miras Listesinde olan Pontcysyllte Su Kemeri. Yazılışı da, okunuşu da hadise bir kelime. Daha detaylı bilgiyi orijinal UNESCO web sayfasında bulabilirsiniz; https://whc.unesco.org/en/list/1303/ 

   Bu su kemeri, aslında su kemerleri dizisi, 18 yy.da, zamanın mühendislik teknikleri içerisinde kendisine özgün şekilde, 11 millik alan içerisinde taş kemerler üzerine dökme ve dövme demir teknikleri ile mükemmele yakın şekilde, oluşturulan su kanalları ile sanayi devriminde önemli taşımacılık görevlerini yerine getirerek, ülke kalkınmasında önemli rol oynamış olması nedeniyle UNESCO Kültürel Miras Listesine alınmayı hak etmiş bir milli park. Altından Dee Nehri akarken, üzerindeki bu su kanallarından mevcut coğrafyayı izlemek doğa ile baş başa inanılmaz anlardı.


Pontcysyllte Su Kemeri

   Daha ilginç bir nokta, ziyaretçi merkezindeki yaşlı görevlilerle yaptığımız ayak üstü kısa süreli sohbet esnasında, kendilerinin, ilk kez Türkiye'den ziyaretçilere denk geldiklerini söylemesi, bize kompliman gibi olsa da, aslında diğer yandan da hazin çünkü, böyle Dünya Kültürel Miras listesindeki eserlerin, çok daha önceden başka vatandaşlarımızca gezilmiş olduğunu duymayı yeğlerdik. Biraz daha kültürel değerleri önemseyen ülke olarak anılmak daha gurur verici olur sanırım.

   Ancak bunun ne kadar da zor olduğunu ayrıca kabul etmek gerekir. Kendimden bahisle şöyle bir düşündüğümde, Dünya genelinde 1248 Doğal ve Kültürel Miras'tan, toplamda sadece 42'sini görmek kısmet olmuş. Ülkemizde bulunan 22sinden sadece 10'unu, Birleşik Krallıkta bulunan 35 dünya mirasından ise 7'sini görebilmişim. Dünya ne kadar da büyük !

   Bu önemli lokasyonu ziyaret ettikten sonra, trenle Liverpool'a dönüş yolu üzerinde aktarma yaptığımız istasyonda inerek, Chester kentinde de kısa bir tur yaptık. İnanılmaz sempatik, tarihi yapılarını çok güzel korudukları bu şehirde, umduğumdan fazlasını buldum. Aslında, pek çok tur firmasının İngiltere gezi güzergahında bulunan bir şehir burası. İnternet üzerinde pek çok bilgi bulabileceğiniz şehirle  ilgili bir link de benden olsun; https://www.historic-uk.com/HistoryMagazine/DestinationsUK/Chester/


Chester - UK

   Günün yorucu temposuna rağmen gerçekten keyif veren bu küçük şehri iyi ki üşenmeden gezmişiz dedik. Ardından vakitlice, o güzelim akşam yemeklerini iple çektiğimiz gemimizin özlemiyle dönüş trenine yürüdük. Liverpool'deki ilk günümüzde, şehir dışındaki farklı iki lokasyonu ziyaretimiz neticesinde, toplam 21785 adım ile seyahatimizin de günlük adım sayısı rekorumu kırmış olduk. Benim adımlarım biraz büyükçe olduğundan, arkadaşlarımızın adımlarına ortalama %10 ilave etmek makul bir skor oluyordu.

 Liverpool'deki ikinci günümüzde ancak şehrin kendisini gezmeye zaman ayırabilecektik. Zira, her ne surette olursa olsun, gemi seyahatlerinde kendiniz bir lokasyonun dışına çıkıyorsanız, gemiyi kaçırmamakla kendinize karşı mükellefsiniz. Dolayısı ile geminin anlaştığı tur firmaları ile geziye gittiğinizde sorun olmuyor ancak siz kendiniz uzak bölgelere gidecekseniz ve dönüşünüzde bir aksama olur ise, bunun bedelini de kendiniz üstleneceksiniz demektir. O nedenle, biz de ilk günü, gemi Liverpool'de yatacakken şehir dışı gezilere ayırmak suretiyle, kentin kendisini garantici yaklaşımla ikinci güne bıraktık. Liverpool denince akla gelen ilk şey, futbol ve Liverpool futbol takımı, ve hatta Everton. Bu iki futbol takımı bu şehrin takımları. Sahaları, müzeleri de turizmin bir parçası. Ancak şehirden kısmen uzakça bölgelerde olması ve ulaşım araçlarına binseniz dahi, aktarma ve duraklara yürüme süreleri açısından zaman kaybettirici geldi. Biraz da futbola hiç ilgim olmadığından diyelim, şehrin daha farklı kısmındaki bir bölgeden başlayacak şekilde şehir turumuzu düzenledik.

    Liverpool'de zaten gemi şehrin göbeğinde limana bağladığı için şehre ulaşmak çok fazla sorun olmadı. Sahilden yürüyüş ile Royal Liver Binası, Cunard Binası ve Liverpool Liman Başkanlığı binası göze çarpan görkemli yapılar. Bunların önünden katederek, hatta Liverpool şehrinin medar-ı iftiharı ünlü müzik grubu Beatles üyelerinin heykellerinden bir de makas alarak, özgün mimarisi ile Liverpool'e karakter katan Albert Royal Dock marinasının içerisinden geçerek şehir merkezine yönlendik. Bu esnada dikkatle bakan gözler, gel-git akıntısının aslında ne kadar da etkili, kuvvetli ve gözle izlenir şiddette olduğunu da görebilir su yüzeyine baktığında. Neredeyse devamlı bir su hareketine tabi kıyılar buraları.


Albert Royal Dock

  Buradan, şehrin güneydoğu istikametinde yürüyerek, sanırım, biraz merkezin dış mahallelerinden bir bölgede, bira ve barlar bölgesi olarak da tanımlayabileceğim bir kısımda gündüz in-cin top oynuyor misali tenha zamanda, yapılacaklar listemizde şakayla karışık bir adet Beatles şarkısı söylemek maddesini gerçekleştirmek üzere, Yellow Submarine Bar isimli mekanı bulmaya çalıştık. Ulaştığımızda, sağolsun arkadaşlarımız da bizi kırmadı, biz bize meşhur "Yellow Submarine" türküsünü söyleyip selfie videomuzu çektik.
https://www.youtube.com/watch?v=m2uTFF_3MaA


  Buradaki esprili ancak çok da anlamı olmayan lokasyondan kaçarcasına, kendimizi söylendiğine göre tabi ki, Büyük Britanya'daki en büyük Katedral olan Liverpool Katedrali'ne attık. Uzaktan heybeti şehrin pek çok köşesinden belli olan bu yüksek katedralin içerisi de gerçekten güzeldi. Bende birazda sanki yüksek yelkeni ile heybetli bir denizaltıya benziyordu. Sanırım denizaltı etkisinden hala kurtulamamışım)). Mimari detayları, işçiliği ile göz alıcı tarafları çoktu. 

Liverpool Katedrali

  Ancak gel gelelim, garipsediğim kısmı ise, Dini tesisin içerisinde hiç Bistro olur mu ? Daimi bir dükkan gibi gerçekten de içerisinde Bistro işletiliyor.


Katedral İçerisindeki Yemek Düzeni

 Dahası, sosyal etkinliğin bir parçası olarak, Katedralin içerisinde pek çok yemek masası ile büyük bir yemekli organizasyona ev sahipliği yapacağı anlaşılıyordu. Benim için garipti doğrusu.

Yemeğin Ne İçin Düzenlendiğine Dair

  Katedral ziyaretinden sonra, doğruca şehrin canlı merkezine yürüyerek devam ettik. Bold ve Church Street üzerinden Liverpool'ün en popüler mekanına geldik. "Mathew Street" ...

  Dünyayı sallayan Beatles'ın meşhur olduğu mekanlar. Cavern Club, Beatles Müzesi ve sokağın ruhu tam da orada. Gidenler görecektir, hissedecektir.  

Mathew Street
    

 Nihayetinde, Gemiye geri dönüşte, City Hall binasının yanından geçerken bir anıtın tabanında yazan yazı dikkate değerdi; "İngiltere, herkesten görevini yapmasını beklemektedir !"


 

  Biraz düşünmeye değer. Bizde her Vatandaş Devletine karşı görevini yerine getirmektemidir ? Ben cevabı vereyim; GEÇİNİZ ... Hadi "Ye" kuşağını pas geçelim. Daha bunun Zırt kuşağı var. Alfa sübyanları var.  

 Gemimize döndükten sonra döngü hemen iç hizmetlere yönelik başlıyor.  

 Akşam yemeğinden sonra geminin Liverpool limanından ayrılacağı 20:30 saatinde, daha önceden anons edildiği üzere, Liverpool Kent Konseyinin bu gemiye yönelik jesti kapsamında Liverpool Kenti gemiyi havai fişek gösterisi eşliğinde uğurlayacakmış. Saati geldi. Bu kez biz 14ncü güvertede (En Üst Güverte) mevkimizi aldık geminin kalkışını beklemeye başladık. Ve tam saat 20:30'da gemi son halatını da iskeleden alarak, o muhteşem kalkış düdüğünü çalmaya başladı. Sahilden de yaklaşık 100-150 metre kadar emniyetli yan mesafeye açıldıktan sonra da Liverpool Şehrinin havai fişek gösterisi başladı. Sadece "Muhteşem"di diyebilirim.

Liverpool Limanından Ayrılırken

 Büyük Britanya Adaları Turunun ikinci liman ziyaretini de geride bırakarak turumuza devam ettik.

  Takiben yapacağımız üç liman ziyaretine dair izlenimlerimi de bir sonraki bölümde nihayetlendireceğim.

BÖLÜM 3'e buradan ulaşabilirsiniz.


 



Yorumlar

IZLEYICILER / FOLLOWERS

Popüler Yayınlar