HAREKETLİ ... RENKLİ ... VE İLGİ ÇEKİCİ ...

 

HAREKETLİ, RENKLİ, İLGİ ÇEKİCİ ...

 Londra'dan yazmaya devam ederken düşünemeden edemiyorsun. Dünya'nın önemli Başkentlerini göz önüne getiriyorsun, hemen hemen pek çoğu su kenarında ... Tamam, illa ki deniz kenarı olmasın )) Nehir de olur ... Moskova ... Paris ... Roma ... D.C., Berlin ... Varşova ... Viyana ... Kahire ... Yeni Delhi ... İslamabad ... ama ... Ankara'da nehir yok... Hadii, al başına dert ... Nehir yok ... Çubuk suyu var ama ... Eskiden bir de Ankara çayı vardı... Onun da üstünü kapattılar, kayboldu..
 
Nehir

   Londra'da da nehir var ... rengi iç açıcı olmasa da, deniz gibi nehir var ... üzerinde de vızır vızır gemi trafiği ... Alt tarafı nehir tekneleri, ne olacak ondan demeyin ... Günümüzde ortalama olarak kamyonlar 15 ton yük taşırken, nehirde yük taşımacılığı yapan teknelerden en beğenmediğin, ortalama olarak 1500-2000 ton yük taşımaktadır. Bu da ortalama bir nehir teknesi, trafikten 100 kamyon tasarruf demektir. Hiç bir faydası olmasa, trafik canavarı etkisi istatistiksel olarak azalır. Tabi ki eğer deniz ve nehirlerinizi akıllıca kullanabilirseniz. Ülkemizdeki nehirler taşımacılığa uygun olamasa da, hiç olmazsa denizciliğe bu açıdan bakabilirseniz, memleketçe hayrını görürüz. Ömrüm boyunca, hep ... işte şööööyle Denizciliğe önem vermeliyiz ... yok efendim bööööyle Denizciliğe önem vermeliyiz ... Aman da aman, hâlâ Denizciliğe billa önem verecektik duyumsallamaları ile halen hiç bir şeye o kadar da önem verdiğimiz yok. İtiraz edenler de aslında gayet farkında ... 

    Su ! Yaşamdır ... temizliktir ... tabiatı yumuşatır ... rahatlatır ... germez ... gevşetir ... kibarlıktır ... sosyalliktir ... Su olmazsa ... kasılırsın ... gerilirsin ... vahşileşirsin ... yani gerisini sen say kardeşim ... Yani Su ve Su kenarı insana iyi gelir ... 

   İngilizler zaten koccaman adada ... Suyun dibinde ... içinde ... yağmur, bereket desen o da var ... Su ve Denizlerle yaşamayı, baş edebilmeyi de doğal olarak öğrenmişler ... Adapte olmuşlar ve günlük yaşamlarının güzel bir parçası olarak devam etmiş. Şehri Nehir kenarına kurmuş. Sonra da bakmış karşı kıyıya geçecek, hadise olmaya başlıyor ... öyle geçeyim, böyle geçeyim derken... geliştire geliştire, harika köprüler yapmışlar, altından da yeteri kadar büyüklükte tekneler geçebilsin diye mimarisini de uygun hale getirmişler ... Köprüyü yükseltince de, sahil zeminine indirgeyene kadar güzel bir çevresel yapılaşma sanatı devreye girmiş ... Köprülerin üzerinden trafik devam ederken ... 

 Bununla da yetinmemişler, köprülerin altından da nasıl faydalanalım demişler ... ortaya da çok güzel formasyonlar çıkmış ... Zaten, tuğla mucizesinin İngilizlere kattığı fonksiyonellik, başka kaç ülkede bu kadar belirgin hissedilebiliyordur, duruma bakmak lazım. Bence, LEGO'yu İngilizler icad edebilirmiş onca tuğla kültüründen sonra. Kaptırmışlar bu potansiyeli Danimarkalı Ole Kirk beye ... 

   İşte, o tuğla sanatının boy gösterdiği harika köprü yapıların temelini oluşturan kemerli dehlizlerin de uygun amaçlarla kullanımına odaklanmış olmalılar ki, İngilizler burada da güzel iş çıkarmış. Örnek vermek istediğim yerlerden birisi, London Bridge Köprüsü ile Cannon Street Demiryolu Köprüsünün güney kısmında, demiryollarının oluşturduğu üçgen bölgenin mimarisi bahsettiğim şekilde. 

 Dirty Lane olarak adlandırılan kesim, tuğla görselinin zirveleştiği noktalardan birisidir. 

Dirty Lane


   Diğeri ise, yine buraya yakın, kısmen bu köprülerin altını, kısmen de köprü yapılarla Çelik'in entegre birleştiği alanda vücud bulmuş ilginç bir yer; Bildiğiniz mahalle pazarı. 

  Gidip gördüğünüz zaman, çeşitliliği, stili ve bulunduğu mahal anlamında da değişik geliyor ilk bakışta. Gerçek bir pazar olması nedeniyle insan evladının ihtiyacına karşılık veriyor ve açık olduğu zaman her daim hareketli. Bir köprünün altında olması nedeniyle de, ulaşımın aslında bir düğüm noktasında yer alıyor. İnsanların ihtiyacını gideren kalabalık bir yer olması nedeniyle, bu kalabalık potansiyeli kaçırmak istemeyen müteşebbisler, insanların hazır gelmişken, sokak muhabbetine takılmaları için pek çok mekan yeşertmiş çevresinde. Haliyle de, insanların popüler uğrak mekanlarından biri olmuş. 

    İlk gördüğümüzde akşam saatleri oldukça kalabalık idi. O kalabalıklık esnasında marketi algılayamamıştım. Sonraki günlerden birinde yanından geçerken oldukça tenha halini yadırgadım. Tamamen kapalı, hemen hemen iş çıkış saati olmasına rağmen ilginç geldi. Sonra da gözüme bir levha ilişti. Meğer Marketin çalışma saatleri varmış ve erken kapatılıyormuş. Benim ilk gördüğüm akşam saatlerinde, aslında marketin kalabalığı değil, etrafındaki mekanlara takılmaya gelen insanların kalabalığı imiş. Adeta şehirde, bir nabzın atması gibi, tenha ve kalabalık anların birbirini kovalayan döngüsüne aklınız takılıyor. Sözünü edegeldiğim marketin adı BOROUGH MARKET. Tarihi ise 1756 yılına dayanıyor. Deden - Büyük Deden - daha da Büyük Deden hayatta değilken... Ecdad ? Evet ... o zamanlardan ... 


   Peki ne var bu Borough Market'te ? Gıda maddeleri ağırlıklı bir pazar alanı. Dükkanlaştırılmış tezgah alanları. Birbirinden oldukça farklı dizayn anlayışı ile aslında değişik bir ruh katmış ortama. Resimleri büyüttüğünüzde, daha detaylı görünüm elde edebilir, hatta fiyat etiketlerinden bazılarını dahi okuyabilirsiniz. 


   Bildiğiniz, peynirciler, zeytinciler ...


  Çay mı ? Kaç çeşit lazım ? ....


 Harika unlu mamüller satan tezgahlar...


 Baharatın akla hayale gelmeyecek çeşitleri ve ambalajlama şekilleri...


  Tabi ki çiftlikten, emrinize amade taze bahçe ürünleri ...


  Müşterilerine hizmet vermek için sabırsızlanan çevredeki takılma mekanları ...



     Bir başka köşede deniz mahsulleri tezgahı ...


    İsterseniz pişmişini de alabilirsiniz ...


    Hele ki meyve suyu satan tezgah rengarenk idi...


    Çileği size hiç böyle sattılar mı ? )))


    Baklava da vaaarrr ... Şavarma da ....


   Alışverişini tamamlayan, ya da göz zevkini tatmin eden, sonrasında civardaki ambiyansın tadını çıkara çıkara yoluna devam ediyor.
 

  Kısaca ya da uzunca sizlere bahsetmeye çalıştığım Borough Market, kendisine özgü ortamı ile ziyaretçilerini farklı bir diyara çekiyor. Dolayısı ile, 

    Hareketli ... Renkli ... ve İlgi Çekici ...

  Yolunuz yakınından geçiyorsa kesinlikle birazıcık daha yolu uzatarak buraya uğrayın derim. 
















Yorumlar

IZLEYICILER / FOLLOWERS

Popüler Yayınlar