TEKFURUN TEKİ, TEKLEMESİN TEKERİ

 


TEKFURUN TEKİ

TEKLEMESİN TEKERİ


  Başlığı neden böyle attıysam artık ... İstanbul'da bakmaya, görmeye okkaddar çook hazine var ki, sen ömürden bahset ... Ömür dediğin "zaman" tabi ki ... Günlük gaile derdinden, insanlar hangi ara fırsat yaratıp bu kıymetli mirasın hakkını versin, gezmeye, görmeye, anlamaya, hissetmeye ... Böyle düşünüp durduğum günlerden birinde, uzunca zamandır görmeyi isteyip de, zaman ayırmadığım yerlerden biri Kariye Müzesi / Kilisesi / Camii .. artık hangi isimle anmayı arzu ederseniz siz öyle kullanın ... Ben geçtim artık, hamasetin boş basamaklarını ... "Kariye" güncel hayatta haber ya da medyada geçtikçe gitmeyi isteyip de bir şekilde ya kapalı, ya restorasyon ya da bilimum çeşitli sebeplerden dolayı görmemin kısmet olmadığı yerlerden idi. Bu sefer tamam gidiyorum derken, civarda bir kaç bir şey daha göreyim refleksi, haritada ismini nadiren duyduğum başka bir yere dikkatimi çekti. 

   "Blaherne Sarayı"

    Nam-ı diğer ; Tekfur Sarayı ... 

   Neyse, Blaherne Sarayını "Bilahare" gezerim diyerek, bölgede başkaca var mı görülecek mekan arayışı içerisinde Mihrimah Sultan Camii de hedeflerim arasına yerleştirdim. Ne de olsa Sinan eseri ...


Güzergah 

  Konu buradan gelişince de, takıldım tabi Tekfur Sarayına ... bunca yıl neden duymadık ... Hikayesi ne ? vs .... 

  Tekfur Tekfur derken, tekerleme misali, dilime dolandığı şekilde de şu yukarıdaki başlık kendiliğinden gelişti... Yoksa özel bir hikayesi yok ...

  Bu sefer, çok kararlıyım, bu yazımı oldukça kısa tutacağım. Yani sizleri hiç sıkmayacağım, bıktırmayacağım ...

  Güzergahı yukarıda resim olarak iliştirdim. İstanbul'a dışarıdan da gelseniz, içinden de gitseniz, kahır çoğunluk için en uygun ulaşım şekli sanki Metrobüs hattı gibi geldi. Tren ile İstanbul'a ulaşanlar için Söğütlüçeşme'den, Metrobüse aktarmak en zahmetsiz yol. Edirnekapı durağında inerek, Şehitlik içerisinden ziyaret geçişi ile bu kıymetli üç mekana gidebilirsiniz. Bu gezimde beni yalnız bırakmayarak eşlik eden iki yakın arkadaşıma da teşekkür ediyorum. Onlarla tabi ki çok daha keyifli bir gezi oldu.

    Mihrimah Sultan Camii

    Mimar Sinan Eseri olması ...

    Kendince Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan'ın bir Hikayesi olması ...

    ve de görmüş olmak amacıyla,

görülmeye değer bir eser ...


Mihrimah Sultan Camii


    Kariye Müzesi / Khora Kilisesi / Kariye Camii ;

   Tarihi M.S. 536 yılına kadar uzanan, Ayasofya ile aynı döneme denk gelmesi ve günümüze kadar yaşadığı pek çok badireye rağmen, iyi bir şekilde korunmuş (kullanıldığı için korunmuş, yoksa ...) olması...

  Khora isminin neyi yansıttığı, o dönemdeki İstanbul şehrinin hudutları vs dair düşündürdükleri...

   Halihazırda, bugünün insanına hadi aynı eserleri (özellikle mozaiklerini tabi ki) bir de siz yapın desek, aynısını gerçekten başarırlar mı ?...

   O dönemde bu tesis, o bölgede başka hangi mekanlar ile ilgili idi...

diyerek gözlemlemiş olduk.


Kariye Müzesi /Khora Kilisesi / Kariye Camii

  Bilahare gezdiğimiz Blaherne Sarayı ya da Porfirogennetos Sarayı ya da Tekfur Sarayı Müzesi ;

  Bizans zamanından günümüze ulaşan, Bizans İmparatorluğunun üç Sarayından biri olması, elle tutulur, eli yüzü düzgün bir kültürel miras olması,

  Bizans Döneminde, fetihe kadar İmparatorları tarafından kullanılmış olması, fetihten sonra da 3 hafta veya 1 ay kadar Fatih Sultan Mehmet tarafından da kullanılmış olması,

  Bu vesile ile Tekfur ne demek, neden Tekfur Sarayı olarak adlandırılmış, onu anlıyorsun,

 Bulunduğu lokasyonun (gidince anlıyorsunuz zaten) ilginç olması,

  "Kaşıkçı Elmas'ı"nın Hikayesi'nin başladığı yer olması, (Elma olarak anlaşılmasın diye nasıl yazmak gerekirdi çıkamadım içinden)

    Osmanlı döneminde de çini imalatı için kullanılmış olması,

gibi düşüncelerle donanarak böyle dolu bir mekanı gezmiş olduk. 


Blaherne Sarayı / Porfirogennetos Sarayı / Tekfur Sarayı Müzesi

     Sonra da acıktık tabi ... 

  Daha önce de belirttiğim gibi, İstanbul'da suyun aktığı yönü takip edersen varırsın kıyılardan birine rehberliğinde, sokaklardan aşağılara süzüldük. Haritalarda Balat'ta, 4,9 not almış bir esnaf lokantasına gittik.

   Giderken de, sokaklardan geçtik. Öyle sokaklardı ki, oturup yüksek sesle konuşan yöre insanı ya da esnafın saygıdan yoksun düşüncelerine tanıklık etmek durumunda kaldık. Cumhuriyete söven insanların, ulu orta ve fütursuzca aramızda yaşıyor olması ve Cumhuriyet denilen nimetin, kendilerine kaç beden büyük geldiğini, bir kez daha gördük.

  Olabildiğince, en kısa yazımı, kısa tutarak, Edirnekapı bölgesinde gezip görebileceğiniz başlıca üç mekandan söz ettik.

   Sevgi ve saygıyla kalınız. 


 

Yorumlar

IZLEYICILER / FOLLOWERS

Popüler Yayınlar