EINDHOVEN - "S-HERTOGENBOSCH"
HOLLANDA
BÖLÜM - 2
Eindhoven'da ikinci gün sabahı, başarılı bir kahvaltıdan sonra aldığım tavsiyeye uygun olarak, Eindhoven Tren İstasyonuna gittim. Genelde kendi işimi kendim halletmeyi tercih ederim. Kimselere sormayı sevmem. Fakat bu kez, tren biletlerinin, kendi kendine alman gereken bilet otomatlarından satılıyor olması ve ingilizce menü göremeyişim biraz sıkıntı yarattı. Sırada bekleyen birisinin asisti ile Den Bosch'a gidiş-dönüş biletimi alabildim.
'S-Hertogenbosch İstasyonu
Tarifeye göre 19 dakikalık aslında kısa bir seyahat süresi ile farklı bir şehir daha görecek olmanın heyecanı ile trenin penceresine yapışmış çocuklar gibi hissettim kendimi. Arada, bir kaç resim çekebilmek için uğraştıysam da, performanstan hoşnut olmadığım için seyrederek tadını çıkardım. İnsan gözü, her zaman makine objektifinden mükemmeldir.
Tavsiyelere uygun olarak, Kuzey Brabant Eyaletinin Başkenti olarak, şehir daha ilk adımlarından itibaren, kendine özgü mimarisi ile göz doldurmaya başladı.
Şehirden İlk Görüntüler
İlk kavşaktan, şehrin merkezine doğru yürürken, sağda bir pastane-fırın tarzı dükkan ilgimi çekti. Bakkerij Bekkers isimli bu pasta fırını, 1928'den beri işletilen bir aile fırını. En özgün ürünü ise "Bossche Bol" isimli tatlısı. Yuvarlak küçük gülleler şeklinde çikolata kaplı profiterol tarzı tatlı olarak özetleyebilirim.
https://bakkerijbekkers.nl/
Bakkerij Bekkers - Bossche Bol
Kentte, tarihi dokunun korunmuş olması harika. Aslında tarihinin korunması açısından bu kentin bir hikayesi de varmış. Şehrin içerisinden geçecek bir otoban için pek çok tarihi eser niteliğinde yapının yıkılarak bu yolun geçmesi gibi bir tartışma ve toplumsal direnç ve protesto dönemi yaşamış bu kentte yaşayanlar. Sonra ne mi olmuş ? Şehrin insanları kurtarmış bu güzelim tarihi yapıların hepsini. "Kim vurdu"ya gitmemiş.
Pırıl pırıl, tertemiz sokaklarından şehir merkezine doğru ilerlerken, sokak ve evler arasında oldukça alçak seviyelerde, hoş dizaynı olan gezinti, tur tekneleri göze çarpmaktadır. Aslında, bu tur tekneleri, kent surları içinde kalan eski kanal, altyapı ve nehir sisteminin ortak ismi olarak anılan Binnendieze'dir. Tekneler de sezonun uygun olmasıyla birlikte, şehrin neredeyse altından dolanmakta olan kanal-nehir sisteminde turistik turlar yapmaktadırlar. Yaklaşık 45-50 dakikalık turlar, oldukça makul fiyata, kenti değişik açıdan hissettirerek, katılımcıları dinlendiren bir atmosfere sahiptir.
Binnendieze Kanal Turları
Şehrin neredeyse tamamında, inanılmaz özenli bir tuğla işçiliği, parke taş yollar ve su tahliyesi yönetimi ile mimari güzellik ve planlamacılık, göze çarpan ilk şeylerdir.
Mahalle Arasından Görüntüler
Kent sokaklarının genelinde, bütünsel bir mimari uyum, tarihten gelen mirasın olabildiğince korunmuş hali, sokak ve caddelerin ergonomisi ve temizliği, binalarda gelişigüzel tabela asılmamanın verdiği görsel şov ile adeta değişik bir masal diyarında dolanıyor hissedersiniz kendinizi.
Merkeze Çok Yakın Bir Caddeden Görünüm
Genellikle, resimlerde çok az otomobil görmüş olduğunuzu düşünebilirsiniz. Çok da haklısınız. Çünkü toplu taşım aracı esasen "Bisiklet"tir. Burada yaşayanlar saltanat eşrafından gelmediklerinden, bir zahmet pedala basabiliyor, hem sağlıklarına önem veriyor, hem de çevreye karşı duyarlılıklarını gösteriyorlar. Bisiklet cenneti olan bu ülkede, mesela maddi durumları mı yetersiz dersiniz ? Alamazlar mı elektrikli scooter ? Ben denk gelmedim. Öyle "Getir", "Götür" tarzı kurye şirketler de yok. Motorsiklet gürültüsü, nedense hiç yok. Yani, muhtemel ki insanlar, kendi öğünlerini kendileri pişirebiliyor, öyle her dakika dışarıdan yemek şirketlerine yemek siparişi vermiyorlar. Bildiğiniz, gayet normal hayatın tadını çıkarta çıkarta yaşıyorlar. Korna yok, bağıran bir insan 3 gün içerisinde hiç duymadım. İhtiyaç duymuyorlar. Belki palavra atıyorum gibi gelebilir. Ama tümüyle gerçek.
'S-Hertogenbosch Caddeleri
Özellikle sokaklarda dolaşırken, mimari ilgimi en fazla çeken temadır. Değişik mimari stillerin denendiği, ancak, şehrin genelinde bir uyumun hakim olduğu belirgin şekilde gözlemlenebiliyor. Tuğla ve diğer estetik unsurlar, özellikle cephe dizaynlarında oldukça özgün stilleri yakalamışlar. Binaların da üzerinde genellikle inşa edildiği yıllara ilişkin tarihleri de görmek genel fikir vermesi açısından da oldukça yardımcı oluyor.
1897 Yılından bir Binanın Camlarından Yansıyan Karşı Bina ile Uyum Dansı
Tüm şehir genelinde, "Bir kez inşa et, evladiyelik olsun, Her yıl değişik müteahhide iş geliştirmeyelim" prensibiyle yapılmış ve "erişebilirlik" anlamında engeli olan insanların da rahatça yaşayabileceği yollar ve kaldırımlar, gerçekten imrenilecek görüntüler sergiliyordu.
Belki resimlere dikkat etme yetisi kuvvetli olanlar, şehrin kirlenmeme gibi bir özelliği olduğunu fark etmiştir. Allah'ın hikmeti.
Şehrin ana meydanında, doğal olarak Şehrin Yönetim Binası diğer binalara göre dikkat çekiyor diyeceğim ancak, başka büyük kentlerdeki gibi haşmetli bir Radhaus Binası gibi de durmuyor. Daha mütevazı diyebilirim.
Stathuis 'S-Hertogenbosch - Belediye Binası
Genel olarak, kentin merkezi bölgesinde bitişik nizam yapılar gözlemleniyor. Arazinin kıymetli olduğu ülkede bunun doğal bir yaşam ve barınma refleksi olduğunu düşünebiliriz.
Kent Meydanı, üçgen bir formda gelişmiş, ama neden öyle olmuş olabileceği konusunda bir fikrim yok maalesef. Ayrıca meydan ortasında ilginç kümbete benzer bir kiosk ve dini sembollü bir direk/kule benzeri sembolik yapılar ile bu kentin çocuğu ünlü rönesans ressamları Hieronymus BOSCH'un heykeli de bulunmaktadır. İspanyollar tarafından "El Bosco" olarak da isimlendirilen Ressam hakkında fazlaca bir bilgi, kayıt arzu edildiği seviyede olmamakla birlikte, en ünlü eseri; "Dünyevi Zevkler" isimli triptik tablosudur. 3 kanat halindeki eseri, cennet ve cehennemi tasvir eden oldukça değişik stil resmetme yeteneğini gözler önüne sermektedir. Bu eser, İspanya'da Prado Müzesinde sergilenmektedir.
Bossche Markt - Kent Meydanı
Meydandaki diğer önemli sayılabilecek binalardan birisi de, şimdilerde Turizm Enformasyon Ofisi olarak kullanılan "De Moriaan" binasıdır. 13 yüzyıldan kalma bu bina, Hollanda'nın en eski tuğla binalarından biri olarak kabul edilmektedir.
Meydanda, aynı zamanda dinlenmek isteyenleri kucaklayan hoş ambiyansa sahip cafe-restoranlar mevcut doğal olarak. Meydanın kuzeydoğusundaki peynir dükkanı, vitrini ile önünden geçenleri cezbediyor.
Vitrini cazip Peynirci Dükkanı
Doğu ve güneydoğusuna doğru iki sokak da, sizi kentin ihtişamlı Katedraline götürür. Öğle saatlerinde, bu sokaklardaki hareketlilik ve canlılık, kendisini hissettirmeye başlıyor. Dolayısı ile tekrar aklıma gelmişken, yoldaki bisiklet trafiğini hatırlarınıza sunmak isterim.
Hinthamerstraat - Den Bosch
Caddede yürüdüğünüz sürece, her bir binanın dış mimari detayları, sizi adeta rüya alemine götürüyor. Dükkanlardan birisinin isminden de anlaşılabileceği gibi, Down Sendromlu insanların istihdam edildiği bir Cafe. "Brownies & downieS" .
Brownies & downieS
St. John's Katedrali, görmeye değer güzellikte, iç mekanda daha ferah renklerde ve farklı süsleme-bezeme teknikleriyle, adeta başka bir sanat eseri ile sizleri baş başa bırakıyor.
Sint Jans Kathedraal - St. John's Cathedral
İlk olarak 1220 yılında inşasına başlanmış Romanesk stilde bir St. John Kilisesi bulunmaktaydı. 1340'ta ise kilise genişletme çalışmalarına başlandı, halihazırda dış cephe görünümüne havi Gotik tarzda ilerledi ve nihayetinde 1525-1530 yıllarında tamamlandı. Eski Romanesk dönemden sadece kule kalabildi. 19 ncu yüzyıl ve 20 nci yüzyıldan günümüze kadar restorasyon çalışmaları ile Katedral günümüze gelen kültürel miraslarındandır.
https://en.wikipedia.org/wiki/File:Sint-Janskathedraal_Den_Bosch_plan.jpg
Oldukça ilginç mimari detayları havi Katedralin, 5 Nefli cemaat alanı ve adeta koridor şeklinde bir Apsis'i bulunmaktadır.
Eindhoven'deki kilisenin Apsis yönündeki sıradışı durum bu Katedralde yok. Dünyanın büyük genelinde olduğu gibi, Bu Katedralin de Apsisi doğu tarafta bulunmaktadır. Bu tip görkemli yapılara ilgisi olanlar için ziyaret etmelerini mutlaka öneririm.
Katedrali ziyaret ettikten sonra, biraz da yorgunluğun verdiği etki ile, yavaş yavaş tren istasyonuna doğru yöneldim. Dönüş yolunda, yine şehre güzellik katan tüm korunmuş mimarilerin tadını çıkarta çıkarta yürüdüm.
Bir ara, bronzdan yapılmış, kentin 1550 yılına dair illüstratif 3 boyutlu maketine rast geldim. Şehir o dönemde surlarla çevrili bir düzen içerisinde imiş.
Bronzdan Şehir Maketi, 1550 - 'S-Hertogenbosch
Nihayetinde, dönüş treni ile Eindhoven'e geri dönme zamanı. Dönerken, Tren peronlarında Eindhoven olarak isim yazmıyordu. Önce aklıma gelmedi, illa ki trenin son durağının Eindhoven olması gerekmiyor diye. Meğerse, Maastricht'e giden tren isimlerine duyarlı olmak gerekiyormuş. Benim ki de, illa üzerinde Feneryolu yazan tren ısrarına benzedi. Halbuki Gebze treni oradan geçiyor esprisinden aklınızda kalsın.
Sonuç olarak, bir bonus bilet ile başlayan toplamda 3 günlük seyahat, umduğumdan da güzel izlenimlerle son buldu. Ertesi günü sabahtan Havaalanına gidiş ile başlayan gün, memlekete dönüş ile nihayetlendi.
Bir gün siz de Hollanda'ya gitmeyi düşündüğünüzde, bu iki şehri de zamanınızın ve rotanızın uygunluk durumuna göre görmenizi öneririm.
Yorumlar
Yorum Gönder