... VE İNGİLTERE'YE GİDERSEN !... BÖLÜM 3
... VE İNGİLTERE'YE GİDERSEN !..
BÖLÜM 3
Tabi ki, iki hafta boyunca geçirdiğimiz her günü ayrı ayrı yazmaya kalksak gereksiz detay olur. İstanbul gibi, Londra şehrinde de gezilip görülecek, tükenmek bilmeyen aktivite deryasında, her birinden bahsetmek neredeyse imkansız. Dolayısıyla, bundan sonraki kısımda, bizim gezdiğimiz gördüğümüz yerlerden hızlıca bahis ile, belki okuyanlarınız arasında daha önce aklına gelmeyip de aslında ne iyi olur, biz de bir-iki günümüzü böyle değerlendirebiliriz diyebileceğiniz noktalardan kısa kısa söz etmeye çalışacağım.
Daha önce de sözünü ettiğim üzere, hava tahminleri, yapacağınız gezintinin kalitesini de doğal olarak etkiliyor. Neredeyse bir hafta öncesinden hava raporlarını takip ederek, sonraki gün için planladığımız, Brighton & Hove bölgesine rehberli tura kaydolduk. Görmek istediğiniz her yere, değişik alternatifler ile gidebilirsiniz. Nereye giderseniz gidin, yaptığınız değerlendirmelerin ortak noktası; katlandığım efora, aldığım hizmet/gördüğüm yerler değer mi düşüncesi oluyor. Dolayısı ile ömrümüzde belki de ilk ve son defa görebileceğimiz yerler için, konforlu, rehberli ve istediğimiz yerleri tek tek gösterecek seçenek üzerinden ilerledik.
Londra'nın güney istikametinde denize en yakın çıkış noktası Brighton'un benim için özelliği ya da önemi; "Seven Sisters" olarak da anılan, kireç taşının aşınması ile oluşmuş, oldukça yüksek "Yamaçlar"ın bulunduğu bölge ve bundan daha bir çekici nokta olan, biraz daha doğusundaki "Beachy Head" Deniz Feneri'nin bulunduğu 165 metrelik yüksek burunlu sahil kıyısı.
Kaydolduğumuz program;
Tren ile Londra'dan Brighton istasyonuna gidiş, oradan da büyük minibüs ile rehberli olarak bölgedeki kendisine özgü köylerden ilerleyerek, Devils Dyke (gidilmese de bir şey kaybetmezsiniz), Long Man of Wilmington (Bu da beni pek çekmedi), Alfriston Köyü molası, Seaford köyünden geçiş ile "Seven Sisters" Yamaçları, "Birling Gap" ve son güzellik "Beachy Head" Yamaçları ve Fenerini ziyaret ile Brighton'a geri dönüş ve istediğiniz saatteki tren ile de Londra'ya dönüş şeklinde idi. Böyle bir turdan fevkalade memnun kaldık. Londra'dan günübirlik olarak yapılabilecek oldukça güzel bir gezi. Tavsiye ederiz. Ayrıca, Brighton sahiline indiğiniz zaman, şehre başka bir hava katan açık deniz iskelesi göreceksiniz. Dizaynı ile kendisine hayran bırakan, hırçın denizlerin fırtınalarına meydan okuyan kocaman bir iskele. Genelde okyanusa sahili olan kültürlerde görebileceğimiz böyle iskelelerden, neden bizim ülkemiz sahil kentlerinde de yok düşüncesini akla getirdi. Antalya'nın nesi eksik mesela.
Tren ile Londra'dan Brighton istasyonuna gidiş, oradan da büyük minibüs ile rehberli olarak bölgedeki kendisine özgü köylerden ilerleyerek, Devils Dyke (gidilmese de bir şey kaybetmezsiniz), Long Man of Wilmington (Bu da beni pek çekmedi), Alfriston Köyü molası, Seaford köyünden geçiş ile "Seven Sisters" Yamaçları, "Birling Gap" ve son güzellik "Beachy Head" Yamaçları ve Fenerini ziyaret ile Brighton'a geri dönüş ve istediğiniz saatteki tren ile de Londra'ya dönüş şeklinde idi. Böyle bir turdan fevkalade memnun kaldık. Londra'dan günübirlik olarak yapılabilecek oldukça güzel bir gezi. Tavsiye ederiz. Ayrıca, Brighton sahiline indiğiniz zaman, şehre başka bir hava katan açık deniz iskelesi göreceksiniz. Dizaynı ile kendisine hayran bırakan, hırçın denizlerin fırtınalarına meydan okuyan kocaman bir iskele. Genelde okyanusa sahili olan kültürlerde görebileceğimiz böyle iskelelerden, neden bizim ülkemiz sahil kentlerinde de yok düşüncesini akla getirdi. Antalya'nın nesi eksik mesela.
Sonraki günlerde, Londra merkezinde, Bloomberg Ofisi, Tate Modern Müzesi, Thames Nehrinin ortasındaki HMS BELFAST Müze Gemisi,
Bir pazar günü Fulham - Manchester City futbol takımlarının sezonun son maçı,
Hyde Park'ı, Kensington Semtindeki Evleri, "The Design Museum", Royal Albert Hall, "Natural History Museum", "Tate British Museum", "The British Museum", "Borough Market", "Leidenhall Market", "Tower of London" Kalesi", "Tower Bridge", "Greenwich", "Canary Wharf" görmekten, varlığını hissetmekten keyif aldığımız en popüler mekanlardı.
Zamanınız elveriyorsa, mutlaka Thames Nehri üzerindeki tüm köprülerden geçin. Hatta, henüz sökülüp tarih olmadan önce London Eye (büyük dönme-dolap) ile bir resminiz olsun.
Köprü demişken, günün çeşitli saatlerinde Thames Nehrinin seviyesindeki değişikliklerden, Gel-Git olayının ne kadar da etkili olduğuna tanıklık edebilirsiniz. Nehir seviyesinin bu derece değişken olması, tarih boyunca bazı tedbirleri de Londra'nın hayatına eklemiş doğal olarak.
Yüzyıllar öncesinden eski bir Kanun maddesi, bugün dahi kullanılıyor. Yasa, nehir ile köprü kemerleri arasındaki seviye azaldığında, Denizcilere uyarı amacıyla köprülere birer Balya Saman asılmasını zorunlu kılıyormuş. Ziyaret ettiğimiz günlerde Charing Cross köprü onarımları nedeniyle bu köprüye de büyükçe bir Balya Saman'ın gerçekten de asılı olduğunu gördük. Su seviyesi ile köprü arasında kalan mesafenin ne kadar önemli olduğu, aslında yakın zamanda haberine tanıklık ettiğimiz, Meksika Yelkenli Eğitim Gemisi "Cuauhtemoc"un, New York City'deki Brooklyn Köprüsü altında yaşadığı facia hatırlara gelmektedir. Balya Saman bunu engelliyor mu derseniz, muhtemelen oldukça eski dönemlerdeki teknelerin durumu ve teknolojik düzey dikkate alındığında işe yarıyordu. Şimdi sembolik de olsa kanun korunduğu için kanun hükümleri de tartışmasız uygulanıyor görüleceği üzere.
Eğer 15 gün önceden unutmayıp rezervasyon yaparsanız, Sky Garden'dan veya son dakika karar verirseniz, Lookout isimli yüksek binaların izleme güvertelerinden bütün şehre hakim manzaranın tadını çıkartın.
Genel olarak Londra'da mimarinin genelinde, eskiyi, tarihi ve mimari akımların gelişimini çok güzel izleyebilirsiniz. Mutlaka bir ara sizin de aklınıza şu gelecektir; Tuğla Endüstrisi ne kazanmış ! Estetik kullanımı konusunda stil olarak, Tuğla'nın 50 Tonunu görebilirsiniz.
Londra'da günlük mutfak ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz ufak marketler her mahallede doğal olarak bulunuyor. Tesco, Sainsbury's, Amazon Fresh gibi göze sıklıkla çarpan marketlerden, gün içerisinde atıştırmalıklarınızı, sebze meyve ve sair temel ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.
Yine aklınızda bulunsun kabilinden bilgiler kapsamında, "Otobüs Taşımacılığı, Raylı Taşımacılıktan ucuzdur !" gibi bir ifade kalmasında fayda vardır. Gerek şehirlerarası, gerekse şehir içi ulaşımda böyle olduğunu gördük. Taksi seçeneğini denememize hiç gerek kalmadı.
Her ne kadar her şeyin sınırı da varmış gibi görünse de, hayatın ve etkileşimin bitmediği her yerde, mutlaka tekrar ve tekrar görülesi, yaşanılası güzellikler, turistik anlamda çekicilikler olacaktır. Londra ise bu bağlamda asla sonu olmayacak şekilde, dünyanın her tarafından insanları çekmeye devam edecektir. Bu güzel ve yaşanılası şehirde yazdıklarımdan binlerce fazlası yazmadıklarım vardır.
Londra'ya dair genel hatları ile özetlemeye gayret ettiğim bu son bölümden hariç olarak, National Gallery, British Museum, Borough Market ile Londra dışına yaptığımız bir başka rehberli gezi turumuzu, ayrı yazı başlıklarında siz okuyanlarımın bilgisine sunmayı düşünüyorum.
Satırlarımı okurken göstermiş olduğunuz ilginiz ve sabrınız için teşekkür ederim.





Yorumlar
Yorum Gönder