TUNA NEHRİ GEZİSİ BÖLÜM 3
TUNA NEHRİ GEZİSİ
BÖLÜM 3
Aslında Budapeşte’de yarılamış olduğumuz gezimizin dönüş kısmına başladık. Biz Estergon turuna iştirak edeceğimizden gemiden ayrılarak, otobüs ile Estergon’a doğru ilerlerken, gemi de nehir üzerinden yola koyuldu. Bu tur içeriğine göre de gidiş yolu üzerinde tarihi oldukça eski bir köyde (Szentendre) mola vererek (alışveriş de yaptıracak şekilde), takiben, önce Visegrad (Vişegrad olarak da duymuşuzdur) kalesine ziyaret yapıldı ki, Tuna nehrini fevkalade kontrol eden stratejik bir nokta.
Sonrasında da Estergon’a gelindi. Ancak Estergon’a geldiğimizde Kale ziyaret saatlerine göre kapalıydı. Kilisesi gezildi. Turun Türk katılımcıları olarak bu durumdan hoşnut kalmadık tabiatıyla. Estergon kalesinden hâkim manzara, kalenin de bulunduğu stratejik konum hakkında önemli bir fikir veriyor. Estergon’u karşı sahile bağlayan köprü aslında Macaristan ile Slovakya’yı birbirine bağlıyor, zira karşı sahil Slovakya.
Tuna nehri boyunca ilerleyen gemimizle, Estergon limanında tekrar buluşarak yolumuza devam ettik.
Bratislava’da yarım gün kadar kaldık. Şehrin merkezi limana zaten çok yakın idi. Tatlı bir yürüyüş edasında aslında bu şehre doyamadık. Neydi farklı olan? Diğer büyük kentlerde gördüğümüz manzaranın çoğu, zaten içinde yaşadığımız dünyadan benzer karelerdi. Oysa ki, her gün içinde yaşadığımız alışıldık betonarmenin yerine, kendine özgü, korunmuş şehirleşme yapısıyla, samimi kafe ve restoranları ile unutulan sosyalleşmenin tatlı ipuçlarını veren sokaklarıyla bizi etkiledi.
Ayrıca bu şehre tekrar gelmek keyifli olurdu, bunu anladık.
Bratislava’dan sonra, Avusturya’nın Linz şehrine doğru ilerlemeye başladık. Bazen şehirden şehire intikaller geceye denk geldiğinden, nehrin atmosferi ile fazla içli dışlı olamamıştık. Bu kez gündüz zamanına denk gelen kısımlarında bir ara, nehrin daraldığı bir bölgeden de geçtik. Hafiften iklimin de Avusturya’ya geri dönüşte değişimini hissettik.
Bazı anlarda gördüğümüz yapıların şekli, krema ile süslenmiş pasta gibiydi.
Öğlene doğru Linz şehrine vardık. Linz’i beğendin mi diye sorsalar, hiç fikrim yok. Zira aklımız bambaşka bir yerdeydi. Hani şu gidemediğimiz Almanya içi, tek ülke, 4 nehir turu vardı ya (hayatımız slogan)? Orada göremeyecek olduklarımıza en benzer ve görebileceğimiz tek yer, orta çağ kasabasının korunmuş güzel örneklerinden birisi olan Çek Cumhuriyetindeki, “Chesky Krumlov” isimli Dünya miras listesinde yer alan köy idi.
Linz’e varır varmaz, 1-1,5 saatlik mesafede olan “Chesky Krumlov”a götürecek olan tur otobüsüne vakit kaybetmeksizin bindik. Yolda inanılmaz sağanak yağmur geçişleri ile birlikte güneşli, tatlı bir havanın eşliğinde merakla beklediğimiz köyümüze kavuştuk. Tamamı serbest zaman olan gezimizin her anında gerçekten muhteşem bu şirin kasabayı özümsemeye çalıştık.
Rehberimizin fazlaca bir şey anlattığını hatırlamıyorum. Ya da belleğimizde fazla bir iz bırakmamış. Daha çok öncesinden dersimizi çalıştığımız şekilde, görebileceğimiz pek çok yerini görerek iyi ki de bu kasabaya gelmişiz dediğimiz ve tüm gezimizin gerçekten de en güzel kilometre taşını oluşturan gününü mutlu bir şekilde Linz’e dönerek tamamladık. İşin aslına bakarsak, 4 Ülke değil 5 Ülke gezmiş olduk.
Linz şehrini gezme fırsatımız olamadı. Akşam Gemide “Gala Yemeği” ile birlikte tüm mürettebatın misafirlerine güler yüzle sempati yaparak turun final gecesinde, gemiden ayrılmadan önce de çok güzel bir etki bırakarak, aslında başından sonuna kadar mükemmel bir ev sahipliği yaptıklarını ve müşteri memnuniyetini ne kadar önemsediklerini bir kez daha hatırlatmış oldular. Bu güzel anılarla varış limanımıza geldiğimizde, gemiden ayrılırken, personelin bahşişlerinin yerini bulması için bu kez de biz yarıştık. Memnuniyet %100.
Passau limanından Münih’e geri dönüşümüzde, tur organizasyon firmasının jesti ile karşılaştık. Uçak saatine oldukça fazla bir zaman olması nedeniyle, Münih’in merkezinde 2-3 saat kadar ekstra bir gezi çok iyi geldi. Rehberimiz, Marienplatz merkez olmak üzere 1 saat kadar eşlik ettikten sonra herkes buluşma saatine kadar Münih merkezinin tadını çıkardı.
Şehir merkezinde görebileceğiniz pek çok popüler mekân mevcut. Rathaus ve altında şimdi restoran olarak kullanılan Ratskeller, Frauenkirche, Hofbrauhaus, bohem alışverişleriniz için Maximillian Strasse, kısa mesafeler içerisinde görebileceğiniz ünlü birkaç popüler mekân olarak sayılabilir.
Sonrasında da havaalanında dönüş için işlemler derken, yurda geri dönüyoruz. Tabi ki, yeni havaalanı; kendi içerisinde 1,5 km mesafe yürüterek, güzel bir oryantasyon ile nasıl bir ortamda yaşadığımızı anında bizlere bir kez daha hatırlatmış oldu.
Son bir güzellik, tur organizasyon firmasının akıllıca düşünmüş olduğu eve kadar transfer hizmetiydi. Hiç olmazsa zahmet çekmeden evinize kadar ulaştırılıp, size, “sadece dinlenmeye geçmeniz” kaldığında; bunun da etkisinin gerçekten olumlu olduğunu görüyorsunuz. Buradan, bu vesile ile tüm tur operatörlüğü yapan firmalara selam olsun.
Sizlerin de keyifli benzer gezilerle, bu gezegende görmeye değer pek çok yeri gezip görüp, bizlere de bir tadım hikayenizden bırakmanız dileğiyle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarız.


Yorumlar
Yorum Gönder